Edirne, Türkiye'nin batısında, Yunanistan ve Bulgaristan’a sınır komşusu olan, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle öne çıkan bir şehir. Traklar soyundan gelen Odrisler’in ilk yerleşim yeri olduğu düşünülen Edirne, Meriç ve Tunca nehirlerinin kesişim noktasında konumlanmıştır. Kentin adı, Roma İmparatoru Hadrianus döneminde “Hadrianapolis” olarak değişmiş ve Osmanlı döneminde Edirne adını aldı. 

1361 yılında I. Murat tarafından fethedilen Edirne, 88 yıl boyunca Osmanlı Devleti’nin başkenti olmuş ve bu dönemde önemli mimari eserlerle taçlanmıştır. Osmanlı’nın kültürel ve sanatsal merkezi haline gelen şehirde, II. Murad ve Fatih Sultan Mehmet dönemlerinde ihtişamlı kutlamalar düzenlenmiştir. Ancak Edirne, tarih boyunca birçok kez kuşatma ve işgallere maruz kalmış, özellikle Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı sırasında büyük kayıplar yaşamıştır. 1922’de Kurtuluş Savaşı ile Türk topraklarına katıldı.   

Edirne’nin tarihi güzellikleri

Edirne, Osmanlı mimarisinin en görkemli örneklerine ev sahipliği yapmaktadır. Mimar Sinan’ın “ustalık eserim” dediği Selimiye Camii, kentin en önemli simgesi. Tarihi köprüleri, çarşıları ve bedestenleri ile Edirne, adeta açık hava müzesi görünümünde. Bunun yanı sıra, Saros Körfezi’nin eşsiz plajları ve Gala Gölü gibi doğal güzellikleri ile de dikkat çekiyor.

Ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalı olan Edirne’de buğday, pirinç ve şeker pancarı gibi ürünler yetiştirilirken hayvancılık da önemli bir gelir kaynağıdır. Son yıllarda sanayi ve turizm alanında gelişim gösteren şehir, yerli ve yabancı turistler için cazibe merkezi haline gelmiştir. Kırkpınar Yağlı Güreşleri gibi geleneksel etkinlikler de Edirne’nin kültürel mirasını yaşatmakta. 

Edirne’nin meşhur yemekleri

Zengin mutfağı ile de dikkat çeken Edirne, ciğer tavası, badem ezmesi ve beyaz peyniriyle lezzet tutkunlarının uğrak noktasıdır. Tarihi, kültürü ve doğal güzellikleriyle Edirne, hem geçmişin izlerini taşıyan hem de geleceğe umutla bakan bir şehir.