Rize’nin köklü tarihi, antik dönemlere kadar uzanıyor. M.Ö. 5. yüzyılda Herodot, Karadeniz’in kuzeyinde yaşayan Sakaların "Alazon" (Alazlar) boyundan söz ederken, M.S. 1. yüzyılda Romalı yazar Plinius ise bu bölgede "Lazlar" adlı bir kavmin varlığını belirtmiştir. 131 yılında bölgeyi ziyaret eden Romalı Arrianos, Karadeniz’in doğusunda Lazların hâkimiyetini kaydetmiştir. 

Roma İmparatorluğu’nun bir parçası olan Rize, 395 yılında Bizans egemenliğine girdi. 11. yüzyıldan itibaren Türkmen akınlarına sahne olan bölge, 1071 Malazgirt Zaferi sonrası Erzurum-Saltukluları tarafından fethedildi. Büyük Selçuklular döneminde Melikşah’ın komutanları tarafından Bizans’a karşı kazanılan zaferlerle Rize, Selçuklu topraklarına katıldı. 

Rize’nin kökeni nereden gelir?

Osmanlı dönemine gelindiğinde, Fatih Sultan Mehmet 1461’de Trabzon’u fethederek bölgeyi Osmanlı topraklarına dahil etti. 1470’te Ali Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri, Rize’yi tamamen ele geçirerek Türk hâkimiyetini pekiştirdi. 16. yüzyılda Anadolu’nun farklı bölgelerinden Türkmenler ve Çepniler, Rize’ye yerleşerek demografik yapıyı şekillendirdi. Çepniler, Rize’nin hem kültürel dokusunu hem de dil yapısını etkileyerek Türkçenin yaygınlaşmasında önemli bir rol oynadı. 

Cumhuriyet döneminde 1924 yılında vilayet statüsü kazanan Rize, bugün 12 ilçesiyle Karadeniz Bölgesi’nin önemli bir merkezi konumunda. Bölgede, Türklerin yanı sıra Laz, Rum ve Ermeni kökenli topluluklar da tarih boyunca iz bırakmıştır. Günümüzde ise Rize’nin nüfusu büyük ölçüde Türklerden oluşmakla birlikte, Lazca ve diğer dillerin izleri de kültürel mirasın bir parçası olarak devam etmektedir. 

Rize’de hangi etnik kökenler var?

Rize, tarih boyunca çeşitli kültürlerin bir arada yaşadığı, zengin tarihiyle dikkat çeken bir şehir olmuştur. Bölge halkı, bu kadim mirası koruyarak geleceğe aktarmaya büyük özen göstermektedir.